Friday, December 30, 2011

Entrepreneurship and Financing Options for Innovation

This is a presentation I prepared for a master course. Turkish entrepreneurs traits are discussed, based on articles. And the financing options that support innovative entrepreneurs are summarized.

Presentation: Entrepreneurship and Financing Options for Innovation

Saturday, December 24, 2011

Melek Yatırımcı - Girişim Sermayesi Şirketleri Verisi

"Türkiye'den Steve Jobs çıkar mı?" başlıklı bir makale yazmaya giriştim.
Amerika'daki melek yatırımcı ve girişim sermayesi ile ilgili verileri bulmam yaklaşık 1 dakikamı aldı.
Türkiye için aynı verileri bulmak ise mümkün değil; birkaç yıl içinde bulunabileceğine dair de bir ümidim yok açıkcası.

Bu durum sadece yatırım verileri ile ilgili değil, hemen hemen her uluslararası karşılaştırma için gerekli veri setinde böyle oluyor.
Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, OECD ve daha nice kurumun raporlarında Türkiye'yi bulmak çoğu zaman mümkün değil.
"Bizi sevmedikleri için raporlara bizi dahil etmiyorlar" düşüncesi - yani suç bizde değil, onlarda düşüncesi - millet olarak çok sevdiğimiz bir düşünce. Fakat kimse de çıkıp demiyor, belki de eksiklik bizdedir, biz neden toplamıyoruz bu verileri?
Söylese de sesi duyulmuyor demek ki.

Kayıt tutmayı sevmediğimizden sanırım... Osmanlı'ya, Cumhuriyetin kuruluşuna, savaşlara, ... ait pek çok belgeyi de yurtdışından istemek zorunda kalışımız da bundan sanırım.
Hayır, diyelim ki, "ben bu sorunu çözeceğim, verileri toplayan bir şirket kuracağım" dediniz, batarsınız.
Birbirine en çok destek olması gereken iş ağları bile bu tür bilgileri tutmuyorsa / vermiyorsa, kimden hangi bilgiyi alacaksınız?

Saturday, October 15, 2011

Alphan Manas'ın TGB, Teknopark, Kosgeb ve diğer konulardaki görüşleri

Yakından takip ederim Alphan Manas'ı; blog'unu, twitlerini, konuşmalarını...
İnovasyon, TGB, Teknopark, Kosgeb ve diğer konularıdaki yakın tarihli bir konuşmasına pozitiftv.com 'dan erişebilirsiniz; 5 yıldızllı bir konuşma.

http://www.pozitiftv.com/sr/sosyal-gundem/futurist-shuffle-4---alphan-manas---bolum-8/4d17c7a839db5_4dce999553ff1

Saturday, October 8, 2011

Journals on Innovation, SMEs, Technological Forecasting, Marketing, and Entrepreneurship


Technovation

Research Policy

International Small Business

Journal of Small Business Management

Small Business Economics

Small Group Research

Foundations and Trend in Entrepreneurship

Technological Forecasting and Social Change

Journal of Management Development

Product Innovation Management

Foundations and Trend in Marketing

Industrial Marketing Management

European Planning Studies

Science and Public Policy

Entrepreneurship Theory and Practice
http://www3.interscience.wiley.com/journal/118514067/home?CRETRY=1&SRETRY=0

Wednesday, August 3, 2011

İş Başvurularında Başarı Şansınızı Artırmanın Birkaç Yolu

Yıllar içinde mülakatlarda karşılaştığım temel sorunları burada paylaşıp, yeni mezunların iş başvurularında başarı şanslarını artırmalarına yardımcı olma amacıyla bu sunumu hazırladım. Firmanın ve iş ilanının incelenmesi ilk başlarda biraz zaman alabilir ancak bu alışkanlığı edindiğinizde çok hızlı bir şekilde tüm süreci tamamlayabileceksiniz.

FİRMANIN ARAŞTIRILMASI
Nasıl ki firmalar, özgeçmişleriniz üzerinden sizleri incelerlerse, siz de firmayı mümkün olan tüm yöntemlerle araştırmalısınız; zaten firmaların beklentileri de bu yöndedir.
Firmayı araştırmanın sizin için en az iki olumlu geri dönüşü olacaktır: 1) Firmalar, kendilerini ciddiye aldığınızı ve size yatırım yapabileceklerini düşüneceklerdir, 2) Yanlış bir firma seçme riskini azaltmış olacaksınız.

Firmayı internette (Google, firmanın internet sitesi, İş İlanı Siteleri, glassdoor.com, …) araştırın:
– Hangi sektörde çalışıyorlar,
– Firmanın çalıştığı sektördeki ana rakipleri kimlerdir,
– Daha önce hangi işleri bitirmişler,
– Bu işleri kimlere yapmışlar,
– Hangi alanlarda katma değer üretmektedirler,
– Hangi kalite standartlarına sahipler,
– Çalışan profili nedir,
– Firmanın vizyonu nedir.

Firma ve firmanın bitirdiği işler ile ilgili Google’da arama yapın; (ciddi dergi, site, bloglarda) herhangi bir olumsuz blog, makale, haber var mı?
Bu olumsuzlukları gidermesi için şirkete nasıl bir katma değer sağlayabileceğinizi listeleyin.
Firmanın bitirdiği işleri (yüzeysel de olsa) inceleyin ve bu işleri daha da “iyi”leştirmek için aklınıza gelen birkaç öneriyi listeleyin.

Firmanın sahip olduğu kalite standartlarının (eğer bilmiyorsanız) hangi amaca hizmet ettiğini öğrenin. Örneğin ISO, CMMI, AQAP gibi standartlar hakkında (yüzeysel bile olsa) bilgi sahibi olun.
Çalışanların mezuniyet dereceleri nedir? – Lisans öncesi, Lisans, Yükseklisans ve Doktoralı çalışan sayısı nedir?
– Firma yükseklisans ve doktora çalışmalarını destekliyor mu? Hangi şartlarda destekliyor? [Yüksekeğitimi destekleyen firmaların Araştırma-Geliştirme ve İnovasyon yetenekleri yüksektir. Bu yetenekleri yüksek firmalar çalıştıkları sektörde daha yüksek rekabet gücüne sahip olurlar. Daha yüksek rekabet gücünün çalışanlara yansıması iş sürekliliği, çalışan memnuniyeti ve rekabetçi ücret şeklinde olacaktır.]

İŞ İLANININ İNCELENMESİ
Başvurduğunuz / başvuracağınız iş ilanını (ezberlercesine) inceleyin !
İlanda belirtilen yetkinlikler, özellikler ve deneyimler sizinle ne kadar uyumlu?
– Eğer ilanda belirtilen özelliklerden birkaçını karşılayamıyorsanız;
Bu eksikliklerinizi kısa sürede giderebilir misiniz? O zaman görüşme gününe kadar bu eksikleri giderin.
Bu eksiklikleri gidermek uzun sürecekse ve mülakatta bu eksiklikleriniz ortaya çıkarsa (ki çıkacaktır), bahsi geçen eksiklikleri gidermek için çalışmaya başladığınızı belirtin (ve gerçekten de çalışmaya başlayın !).

İş ilanında belirtilen tüm gerekliliklere sahip olduğunuzu ispatlayacak belgeleri hazırlayın (özgeçmiş, okul döneminde yapılan projeler, katıldığınız seminer / eğitim sertifikaları,…).
İlanda bilmediğiniz kelime / terim / tanımlar var mı? Bunların ne olduğunu mutlaka öğrenin! Mülakatta sorulacağından emin olabilirsiniz.
İlanda yazmasa bile, sahip olduğunuz özellikleri / yetkinlikleri bir liste haline getirin. Mülakatta can kurtarıcı olabilir !

MÜLAKAT
Görüşmeye mutlaka 15 dakika erken gidin. Bunun faydaları:
– Görüşme öncesi doldurmanız istenen belgeler olabilir, bunları doldurup tam zamanında görüşmeye başlayabilirsiniz,
– Herhangi bir sebeple gecikme ihtimalini en aza indirmiş olursunuz, böylece görüşmeyi yapacak kişilerin gözünde puan kaybetmesiniz,
– Aynada kendinize çeki düzen vermek için bolca zamanınız olur.

Mutlaka temiz olun ve işe uygun giyinin.
Yanınızda mavi renk bir dolma kalem / tükenmez kalem bulundurun.
Firmayı ve iş ilanını incelerken aldığınız notları, özgeçmişinizin bir kopyasını, sertifikalarınızın kopyalarını, mülakatta soracağınız soruların listesini de mutlaka yanınızda bulundurun.
Firmaya girdiğiniz andan itibaren “her şeyi” inceleyin: duvardaki resimleri, ofisi, yangın söndürme cihazlarını,… Yani “her şeyi” !
Kendinize güvenin ve bunu görüntünüze yansıtın: Rahat Olun, Dik Durun, Gülümseyin !
Eğer bir şey içmek isteyip istemediğiniz sorulursa sadece su isteyin; çay, kahve veya gazlı bir içecek risklidir.
Ayrıca, yanınızda kağıt mendil bulundurmanız da iyi olacaktır.

Her ne olursa olsun görüştüğünüz kişilere karşı saygılı olun.
Söz sırası size geldiğinde (gerekiyorsa) kendinizi tanıtın; görüşmeyi yapanlar özgeçmişinizi incelemişlerdir fakat bunu bir de sözle duymak isteyeceklerdir.
Size sorulan soruyu tamamen dinlemeden (yani soru bitmeden) cevap vermeye başlamayın.
Soruyu tam olarak anlamadıysanız, tekrar edilmesini isteyin: bu sizi yanlış / eksik bir cevap vermekten kurtarır.

Mülakat süresince bilgi seviyenizi ölçmek için çok çeşitli sorular sorulacaktır. Bu sorulara tam ve anlaşılır cevaplar vermeye çalışın.
Bilmediğiniz konuda bir soru gelirse, konuyu net olarak bilmediğinizi ama bu konu hakkında fikir yürütebileceğinizi belirtin; çoğunlukla fikir yürütmeniz istenecektir. İyi düşünün, bağlantılar kurun ve cevabınızı verin.
– Net olarak bilmediğiniz bir konuda biliyormuşcasına cevap vermeye çalışmak sizi çok zor bir duruma sokabilir.

Eğer iş ilanında yabancı dil belirtilmişse, mülakat tamamen o dilde olabileceği gibi, o dili bildiğinize emin olmak için kısmen de olsa o yabancı dilde birkaç cümle duymak isteyebilirler.
Buna hazırlıklı olun. Eğer pratiğiniz yoksa, yabancı dil bilen bir arkadaşınız ile pratik yapın. Bu, mülakatta daha akıcı konuşmanızı sağlayacaktır.

Kendinizi sürekli geliştirdiğinizi vurgulayın:
– Ve gerçekten de geliştirin; herhangi bir konuda rekabeti kazanmanın en güvenilir yolu Sürekli Gelişme’dir.
– Firmaların bir “yeni mezun”da aradıkları en önemli iki özellik “kendini geliştirme” ve “işe isteklilik”tir.

Kendinizi geliştirmek için süreli yayınları (dergiler), makaleleri, internet sitelerini,… takip edin, mülakatta bu yayınlardan bahsedin.
– Eğer gerçekten takip etmiyorsanız, 1-2 soruda bu anlaşılacaktır.

Özgeçmişinize yazdığınız veya mülakatta söylediğiniz her bir kelime size soru olarak gelebilir:
– Eğer yabancı dil bildiğinizi yazmışsanız, konuşmanız istenecektir,
– “Kurumsal bir firmada çalışmak istediğim için başvurdum” diyorsanız “Kurumsal kelimesini açıklar mısınız?” diye sorulacaktır,
– “Kitap okumayı çok severim” dediyseniz “Son okuduğunuz kitap hangisiydi? Konusunu anlatabilir misiniz?” denecektir,
– 3DS Max kullanabildiğinizi yazdıysanız, “İşte bilgisayar, işte 3DS Max, bir animasyon çizebilir misiniz?” denecektir,

İtiraf edelim, kimse fazla mesai yapmaktan hoşnut olmaz. “Fazla mesai sizi rahatsız eder mi?” diye sorulursa “Kesinlikle hayır, aksine çok severim fazla mesaiyi” gibi bir cevap vermeyin, hiç inandırıcı değil.
Özellikle özel sektörde, kimi zaman fazla mesai yapma ihtiyacı olabilmektedir. Bu gibi bir durumda firmanın menfaatleri icabında elinizden geldiğince destek olabileceğinizi belirtmeniz yeterlidir.

Ve lütfen, stres yapmayın !
– Bir parça heyecan hem sizi uyanık tutacaktır, hem de işe karşı heyecanlı olduğunuzun bir göstergesi olacaktır.
– Ama stres, doğru cümle kurmanızı bile engelleyecek ve görüşmecilerin sanki hiçbir şey bilmediğiniz kanısına kapılmalarına sebep olabilecektir.

Fırsat buldukça firmayı detaylı olarak incelediğinizi, işe ne kadar uygun olduğunuzu ispat edebilmek için daha önceden hazırladığınız listelerde (bakınız “Firmanın Araştırılması” ve “İş İlanının İncelenmesi” sayfaları) önem verdiğiniz konular hakkında konuşun.

Özellikle, firmaya katma değer sağlayacağınızı düşündüğünüz konular varsa, bunları belirtin. – Bu, sizi diğer tüm adaylardan ayıracaktır.

Size “Sizin sormak istedikleriniz var mı?” diye sorulduğunda daha önceden hazırladığınız soruların listesini çıkarın ve (5 dakikayı geçmemek kaydıyla) sorularınızı sorun.
– Bu, sizin firmaya ve işe olan ilginizin bir göstergesidir.
– Ayrıca, firmanın ve işin size uygun olup olmadığını anlamanıza yardımcı olacaktır.

Mülakat sona erdiğinde, size bu şansı tanıdıkları için görüşmecilere teşekkür edin, “umarım birlikte çalışma imkanımız olur” (veya benzer bir cümle) ile görüşmeden ayrılın.

Görüşme sonrasında kendi performansınızı değerlendirin; hangi sorulara cevap veremediniz, hangi durumlarda tutukluk yaşadınız / paniklediniz, özetle, neleri yanlış yaptığınızı liste haline getirin ve bu eksikliklerinizi ilk fırsatta giderin.
– Bir mülakat sizin için olumlu sonuçlanmasa bile, size mülakat deneyimi kazandırmış olacaktır,
– Ayrıca olumsuzluğa neden olan sebepleri tespit edip gidererek daha da güçlenmenize yardımcı olacaktır.

Sunday, July 3, 2011

Yazılım Test Mühendisliği Sertifikası

Son zamanlarda tarafıma gelen birkaç e-posta sebebiyle, bir blog mesajı yazmanın faydalı olacağını düşündüm.

Özetle: Test mühendisliği alanında deneyiminiz yoksa, sertifika almak "konuyu ciddiye aldığınız"ın bir göstergesi olacak ve işe girişte size kolaylık sağlayacaktır. Fakat bu iş için birkaç günlük kısa bir eğitime avuç dolusu para vermek gerekir mi? Çok sıcak bakmıyorum. 
Ayrıca, ziyaretçilerin bu makaleye girmiş oldukları sayfanın sonundaki yorumlara da göz atmanızı tavsiye ederim.

Detay:
Yazılım test mühendisliğinin Türkiye'de önemi anlaşılmaya başladıkça, pek çok firma da bu konuda eğitim vermeye başladı. Eğitimler genelde (doğal olarak) sertifika sınavlarının içeriğine yönelik olarak veriliyor diye biliyorum; Google'layarak daha detaylı araştırma yapabilirsiniz.

Gördüğüm bir kaç eğitimin başlığı "ISTQB Uluslararası Sertifikalı Yazılım Test Uzmanı Eğitimi" olarak geçiyor.

Test uzmanı olarak çalışmayı gerçekten istiyorsanız ve test uzmanlığı deneyiminiz yoksa bu tarz bir eğitim konuya daha hızlı ve derli toplu giriş yapmanızı sağlayabilir.
İncelediğim bir eğitim KDVsiyle, sertifika sınavıyla beraber 1,000$ - 1,500$ civarı bir maliyete sahip. Fakat "eğitim" için 3-4 gün gibi süre ayırmışlar ki hem çok pahalı olmuş hem de etkinliğinin yeterli olduğunu düşünmüyorum (2004 yılından beri profesyonel olarak bu alanda çalıştığım için, bu tarz bir değerlendirme yapma lüksümün olduğunu düşünüyorum).

Bir firmadan / kişiden eğitim alsanız bile, hemen sertifika sınavına girmeyin, 3-4 günde sertifikadan geçecek düzeye gelebilir mi bir katılımcı, emin değilim (bence zor). Sınava, kendinizi yeterli hissettiğinizde girersiniz.

Birkaç eğitimin içeriğine şöyle bir baktım, samimi olmak gerekirse, 3 günde ancak bu eğitimler kapsamındaki konularda "ne nedir", yani giriş seviyesinde bilgi edinebilirsiniz, bir miktar da pratik yapma şansınız olur.
Yani 3 günün sonunda "tamam, ben bu işi hallettim" diye düşünmeyin. Çünkü mesela sırf "performans testi" kendi başına apayrı bir uzmanlık alanıdır. Veya bir yük testi aracını hakkını vererek kullanmak 1-2 aylık çalışma gerektirir; öyle birkaç saatte işin içinden çıkılamaz.

Eğitim duyurularında "... eğitimlerimiz sonunda test mühendisliğinde uzmanlaşacaksınız" gibi iddialı ifadeler de var; bu şaka sanırım :)
Dedikleri konularda o kadar kısa bir sürede ancak temel bilgi sahibi olunabilir, "uzman" ise kesinlikle olunamaz!

Yani beklentiniz bu yönde olsun; sonrasında sürekli pratik yaparak (en kolay yolu da bir yazılım firmasında test uzmanı olarak çalışmaktır) bence gayet iyi bir seviyeye gelebilirsiniz.

Sertifikayı almak sektöre girmek için yeterli olur mu?
Bence sertifikaya bile gerek yok, ben yetiştirmek için yanıma aldığım genç arkadaşlarda hiç sertifika aramadım açıkcası.
Sabır, dikkat, kuvvetli insan ilişkileri (ki bence en önemlisi bu), bir işi ard arda yapabilme dirayeti, düzenli çalışma, yazılım alanına ilgi, verilen bir metindeki veya uygulamadaki hatayı görebilme, farklı senaryolar üretebilme... bu tür özelliklere bakılır.

Hiç mi işe yaramaz sertifika? Tabii ki de sektöre girişinizi kolaylaştıracaktır; hiç sertifikası ve/veya deneyimi olmayan birini test uzmanı olarak çalıştırmakla, en azından sertifikası olan birini çalıştırmak tabii ki farklıdır, işveren sertifikalı olanı tercih edecektir, çünkü öğrenme süresi, adaptasyonu daha kolay olacaktır.

O yüzden ben yine sertifika almanızın faydası olacağını düşünüyorum, bu alanda iş deneyiminiz olmadığı için bir ispat olur. Ve belki bir miktar daha yüksek ücret almanıza da vesile olabilir.

Bunun en kolay yolu şu: iş ilanı sitelerindeki test uzmanı, test mühendisi ilanlarına bakın, sertifika lafı geçiyorsa, sektöre girişte faydası olabilir demektir.

Son olarak;
Diyorsanız ki eğer, "kısa bir eğitim için 1,000$ - 1500$ verip eğitime gireceğime, vaktim var, 3 gün değil 3 hafta boyunca uğraşırım, ingilizcem yeterli, internet bağlantım da var, ISTQB, CMMI, Mil-STD, Scrum, Agile, ... konularında zaten standartlar ve eğitim PDF'i kaynıyor internette, ben bunları indirir okurum, öğrenirim, kendime bir portfolyo hazırlarım (örnek bir projenin tüm aşamalarında test süreçlerini uygulamak gibi), test araçlarını SQAFORUM'dan araştırır, deneme sürümlerini kurar öğrenirim...
http://istqb.org/display/ISTQB/Home adresine gider, Syllabi bölümünden Foundation, Expert, Advanced, Glossary bölümlerinden PDF'lerini indiririm, gerekirse amazon.com'dan 1-2 kitap siparişi verir, bunların hepsine çalışırım.
Sonrasında gider 200$'a sertifika sınavına girerim".

Olmaz mı? Bence olur :) Gayet de iyi olur :)

Tüm bu süreci kendi başınıza, tabiri caizse "tırmalayarak", yaşayıp / öğreneceğiniz için, bence daha faydalı olur.

Sonrasında gider sertifikanızı alırsınız.

Sunday, June 5, 2011

A Study to Define Inputs of a Vocational Guidance Framework (by Serdar Torun)

Abstract:
Guiding the clients (especially the teens) to occupations that they and their country will benefit most, is a serious problem that has effects on clients, their families and their countries. Currently in Turkey, although there are going studies to provide a better guidance to teens, the studies lack of integration. In order to determine all the inputs of an integrated vocational guidance framework, the actors of the guidance process shall be inspected.
This study is performed to reveal these inputs by using the theoretical background of psychological consultation and by inspecting the requirements and resources of micro-level actors, macro-level actors and world of work information.

Keywords: vocational guidance framework, occupations, actors of vocational guidance

1. Introduction
In vocational guidance, a client’s “Interests, Aims, Qualifications and Skills” are important. Consultants, teachers and families shall take a client’s values into account when supporting the client in deciding on a vocation. But the values of clients are not the only determiners in vocational guidance planning; there are different determinants as the technological and sociological changes, competitive capacity of the country, education quality, and the short and middle term labour demand of the industry.

Deficiencies in guiding the clients according to a vocational guidance policy not only affects clients’ future life and their life quality, but also has multiple negative effects on countries’ limited resources.

Hence when developing a vocational guidance policy not only the clients’ values but also resources and objectives of countries shall be taken into account. Turkish Republic State Planning Organization’s “9th Development Plan” and TÜBİTAK’s “Science and Technology Human Resources Strategy and Action Plan” include the key areas and priorities that Turkey needs to focus.

The aim of this essay is to define the “inputs of a vocational guidance framework” based on the interactions between vocational guidance actors that will enable short and middle term forecasts and help consultants, teachers and families in supporting the clients’ vocational decisions.

2. Theoretical Background
[Omitted]

3. Actors of Vocational Guidance
[Omitted]

4. Inputs of Framework
[Omitted]

5. Conclusion
Guiding the clients (especially the teens) to occupations that they and their country will benefit most, is a serious problem that has effects on clients, their families and countries. In this study, the actors of the vocational guidance are inspected and the outputs of these actors that can be used to construct a vocational guidance framework are defined. This framework can be used to design an information system application which integrates the actors to enable a more efficient vocational guidance and consultation lifecycle.

Tuesday, May 10, 2011

The New Economy: What's New and What's Not (John B. Harms and Tim Knapp)

Yeni ekonomi "ekonomik büyüme, işsizlikteki azalma, düşük enflasyon oranı ve hayat standartlarında genel bir iyileşme" olarak tanımlanmaktadır.

Oysa, Harms ve Knapp'ın bu makalesinde, bu tanımın fiili durum ile neredeyse taban tabana zıt olduğu, aslında "yeni" diye bir şey olmadığı ve mevcut durumun uluslararası şirketlerin "küreselleşme"den faydalanarak ve NAFTA / WTO / GATT gibi örgütleri kullanarak "artık değerden" sermayenin aldığı payı daha da artıracak bir dizi politik manevra olduğunu ortaya koymaktadırlar.

Geçmiş dönemlerdeki (Büyük Buhran veya Savaş Sonrası Dönem - Altın Çağ) ekonomik göstergeler ile 1990 - 2002 arasındaki ekonomik göstergeler karşılaştırıldığında aslında büyüme performansı, işsizlik oranı, üretkenlik, çalışanların maaş / hane gelirleri arasında büyük bir fark olmadığı, hatta çoğu zaman eskiye nazaran bir azalma olduğu görülmektedir.

Fakir - Zengin arasındaki gelir adaletsizliğinin de yine daha önceki dönemlere azalmak yerine "zengin" lehine arttığı görülmektedir.

Daha önceki dönemlere göre en büyük fark çalışanların maaş harici gelirlerindeki (sağlık sigortası, emeklilik fonları) aşırı düşüştür; yani aslında çalışanların hem şu andaki hem de gelecekteki refahlarında bir artış olduğunu söylemek yanlış olacaktır.

Buhran dönemlerinde devlet harcamaları ile piyasanın hareketlendirilmesi gerektiğini söyleyen Keynesci teori, bu dönemde terkedilmiş ve eski "laissez-faire" ekonomik modeline bir geçiş olmuştur. ABD'nin 1990'lı yıllarda ard arda uyguladığı faiz artırımı çalışanların işverenlerle olan pazarlık gücünü (işsizliğin artması sebebiyle) azalttığı bir ortamda, doğrudan yabancı yatırım ve dış kaynak kullanımı yöntemleri ile ABD'deki sermaye işgücü ve kaynakların ucuz olduğu bölgelere giderek işsizlik oranının artmasına / maaşların (enflasyon karşısında) azalmasına neden olmuştur.

Özetle; "yeni ekonomi" olarak adlandırılan bu yaşadığımız dönemin daha doğru bir tanımı "çokuluslu şirketlerin işgücü veya ulusal politikalarla kısıtlanmadan daha ucuz işgücü ve kaynak arayışıyla dünyada rahatça gezmesi" şeklinde olabilir.

Üçlü İnceleme: Science and the Modern World - The Public Perception of Science and Technology in a Periphery Society - Technology, Information and Social Change

Science and the Modern World (Steven Shapin)
The Public Perception of Science and Technology in a Periphery Society: A Critical Analysis from a Quantitative Perspective (Leonardo Silvio Vaccarezza)
Reshaping Communication: Technology, Information and Social Change (Paschal Preston)

19. ve 20. yüzyıllarda bilimin insanların gündelik hayatlarını daha yoğun bir şekilde değiştirmeye başlamasından sonra, toplumlarda bilime karşı bir farkındalık oluşmaya başlamıştır. Fakat Shapin’in makalesinde belirtildiği üzere, insanlar her ne kadar bilimin gelecekte bir kurtarıcı olacağına inansalar da bilimsel bakış açısını (deneye dayalı, gözlemlenebilir, ölçülebilir sonuçlar ortaya koyan çalışmaları) kendi hayatlarında içselleştiremedikleri ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar kansere çözüm bulma gibi gelişmeler bilimden beklenmekte olsa da “doğaüstü güçlere” inanç halen insanların kararlarında rol oynamaktadır.

Vaccarezza’nın çalışması konuya biraz daha farklı yaklaşarak insanların bilime bakış açılarını değerlendirmektedir; bilime karşı olumlu mu olumsuz mu baktıkları da bu şekilde belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın ilginç sonuçlarından biri eğitim seviyesi yükseldikçe, insanların bilime karşı olan inançları azalıyor ve daha temkinli yaklaşıyorlar.

Preston ise ICT’nin aslında sadece “teknolojiden” ibaret olmadığını, konunun sosyo-ekonomik ve kültürel boyutlarının da önemli olduğu üzerine durmaktadır. Fakat ICT olarak algılanan veya algılanması istenen gelişmelerin yoğunlukla teknoloji / teknolojik ürün odaklı olduğu üzerinde durulmakta ve buna karşı çıkılmaktadır.

Bu makalelerden elde edilebilecek ortak sonuç olarak; bilim ve teknolojide yaşanan gelişmelerin, doğal olarak, insan hayatında önemli değişikliklere sebep oldukları fakat insanların aslında teknolojiyi “ürün” olarak nesnelleştirebilmelerine rağmen bilimi hayatlarına yeterince dahil edemedikleri söylenebilir.

ICT’nin bir politika olarak ortaya çıkması, medyanın yoğun olarak bu konuyu işlemesinin ardında yatan nedenin ekonomik büyümeyi sağlamak amacıyla tüketimi artırmak olduğu söylenebilir; hazırda var olan bir teknolojinin geliştirilip pazarlanabilir hale getirilmesi ve kitlelerin erişimine açılması, ürünlerin “kişileştirilmesi” ve aynı zamanda medyanın da kişileştirilebilmesi olarak özetlenebilecek bu gelişmelerin ardında yatan esas nedenin firmaların daha fazla kâr etme güdüsünden kaynaklandığı söylenebilir.

Sunday, March 6, 2011

Sanayi ve İmparatorluk (E.J.Hobsbawm, 1969) Üzerine Notlar

Bir “sentez” çalışması olması itibariyle “Sanayi ve İmparatorluk”un, İngiliz Sanayi Devrimi’ni sadece bilimsel ve teknolojik gelişmeler yönünden değil, daha ziyade sosyal ilişkiler, işçi sınıfı sorunları, ticaret, kamu politikaları ve ülkeler arası rekabet açılarından incelenmiş olması, sistem teorisi yaklaşımının güzel bir uygulaması olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sanayi devrimi öncesi ve sonrasında meydana değişimler İngiltere’yi küresel güç konumuna getirmiş ve uzunca bir süre orada tutmuştur. Gücünün önemli bir kısmını köle ticareti ve bağıl gelişmeler sayesinde artıran bir ülkenin, kendi vatandaşlarını yoksullaştırması ve hatta (neredeyse) köleleştirmiş olması da sanayileşmenin ironik yüzü olarak karşımıza çıkıyor. Yoksulluğun ve açlığın çok yüksek seviyelere ulaştığı, diğer taraftan ise burjuva ve aristokrat kesimin “gereksiz” harcamaları, dönemin sosyal adalet ve insan hakları konularında da ne kadar “ilkel” olduğunu gözler önüne seriyor. Zenginin daha da zenginleşmesi ve fakirin daha da yoksullaşması her ne kadar doğrudan sanayileşme ve makineleşmeye atfedilemese bile, makineleşmenin bir dönem boyunca işsizliğe neden olduğu ve buna cevap olarak işçi hareketlerinin (Luddite) ortaya çıktığı görülmektedir. Uzun dönemde bakıldığında makineleşme pek çok iş kolunu yok etmesine karşın, yeni iş kollarının yaratılmasına da sebep olması sebebiyle işsizliğin ve yoksulluğun nedeni olarak gösterilemeyeceğini düşünüyorum.


Kitapta üzerinde sıklıkla durulan işçi sınıfının mücadeleleri ile görülmektedir ki tüm bu olumsuz gelişmeler işçi sınıfına zorunlu bir bilinç ve savunma mekanizması kazandırmıştır. İşçi sendikalarının, Tüccar Loncaları ve Meslek Loncaları’nın kurulmasını takip eden yıllarda ortaya çıkan İşçi (Gündelikli Adam – journeyman – ve Çırak) Loncaları’nın devamı olarak ortaya çıktığını düşünmekteydim; ancak, etkisi olmuş olsa bile, sendikalaşmanın doğrudan bu oluşumların uzantısı olarak gerçekleşmediğini “Sanayi ve İmparatorluk”ta görmüş bulunuyorum.


Kitapta Hobsbawm 18. ve 19. yüzyıl kânunlarına da atıfta bulunmaktadır. Uygulanmış olan yasalardan iki tanesinin derin etkileri olduğu görülüyor; Yoksulluk Yasası ile Tarım Yasası. Yoksulluk Yasası’nın ilk çıkartıldığında yoksulları neredeyse toplumdan kazımak gibi bir amaca hizmet ederken, sonradan yoksullar yararına yapılan yardımları içerecek şekilde değiştirildiği görülüyor. Bu yardımların, örneğin 4 çocuktan fazla çocuğa sahip ailelere maddî yardım yapılması, yoksulların hayat standartlarını bir nebze geliştirdiği açıkken, bu yardımların yoksulluğu ve nüfus artışını körükleyip körüklemediği konularının tartışmalı bir durumda olduğu görülüyor. Tarım Yasası ile gerçekleştirilen uygulamalardan örnek olarak, “çitleme” adı verilen bir yöntem ile âtıl durumda bulunan arazilerin, küçük arazi sahibi köylülerin karşı çıkmalarına rağmen, birleştirilerek verim artışı sağlanmaya çalışılması, ve tabii bu arada bu yasa ile, parlamentodaki toprak sahiplerinin güç ve zenginliklerinin artırılması, dikkate değer noktalardır.

“Sanayi Devrimi” çok daha geniş bir çerçeveden ele alındığında görülmektedir ki bu süreç aslında sadece fabrikalaşma veya teknolojik gelişme etkenleri ile değil bunun çok ötesinde ihracat ve ithalatın üretime etkisi, nüfus artışı ve göçlerin ücret dengesine etkileri, korumacı kamu politikaları, askeri gücün savaşlar sonrası sömürge niteliğindeki bağımlı pazarlar ve sömürge olmayan bağımlı pazarları oluşturması ve bu pazarlara rekabetsiz ürün satışı gibi pekçok etken sebebiyle şekillenmiştir. Bu süreçte İngiliz serbest girişimciliğinin rolü ayrıca dikkate değerdir. Kömür ve demir madenciliği sanayileşme için gerekli hammaddeyi sağlarken, bu hammadelerin üretim tesislerine nakliye masraflarını azaltmak için önceleri su kanallarının ve ardından demiryollarının yapımı başlı başına önemli konular karşımıza çıkmaktadır (bu ve dönemin diğer teknik gelişmeleri konusunda BBC’nin Industrial Revelations belgeseli önemli bilgiler sunmaktadır).


20. yüzyıl ile beraber gerileme dönemine girmiş olan İngiliz ekonomisi, etkisi azalmış olsa da, yine de dünya çapında etkisi olan bir ekonomi olmaya devam etmiştir. Fakat 18. yüzyıldan beri İngiltereyi sürekli zenginleştirmiş olan ticaret ve üretim teknik ve alışkanlarının 20. yüzyılda evrimleşmeden devam ettirilmesi, eskiden kendisine güç katan değerlerin artık tersine çalıştığını göstermektedir. Açıkca görülmektedir ki, azalan kârlar kanununa uygun olarak, bir dönem için yüksek kâr getiren uğraşların rekabet, teknolojik gelişme ve sosyal algı gibi etmenler sebebiyle, kârlar azalmaya başladığında ya revize edilmesi yada tümden terkedilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. II. Dünya Savaşı sonrası eski üretim teknikleri ve sektörleri yerine yenilerine yönelmiş olması İngiltere’yi uzun süren bir çöküşten kurtarmış görünmektedir.


Ancak tüm bu değerlendirmeler neticesinde, yazarın buruk bir ifadeyle arzulamasına rağmen, İngiltere’nin tekrar eski günlerdeki gücüne kavuşması – küresel rekabetin son 50 yılda artması ve güç dengelerinin değişmesi göz önüne alındığında – en azından kısa dönemde pek olası görünmemektedir.

Friday, February 18, 2011

Yazılım Test Uzmanı / Mühendisi olmak için nereden başlamalıyım?

Bu konuda son zamanlarda pek çok e-posta almaya başladığım için bir blog mesajı oluşturmaya karar verdim.

[ Konu ile ilgili daha önceden hazırladığım özet bir sunuma buradan ulaşabilirsiniz ]

1) Yazılım Test Uzmanı / Mühendisi olmak için nereden başlamalıyım?
Test konseptinin ne olduğunu araştırın. Test nedir? Neden yapılır? Kim yapar? Yapılmazsa ne olur? Ne tür kişisel özellikler gerektirir? Bu özellikler sizde var mı?

Test konsepti ile ilgili olarak internetten bulamayacağınız bir bilgi yok.

2) "Bana Türkçe kaynak sağlayabilir misiniz?"
Ben sağlayamam, fakat internet sağlayacaktır. Aradığınız tüm dokümantasyonu internetten bulabilirsiniz.
Fakat bu belgelerin büyük çoğunluğu ingilizce olacaktır; hiç birimizin bunca belgeyi Türkçeye tercüme etmeye vakti yok.

Kaynak olarak ilk etapta Terimler Sözlüğü'ne, ardından Temel Seviye Test Uzmanı Müfredatı'na bakmakla işe koyulabilirsiniz.
Wikipedia'da da benim yazdıklarımdan kat kat daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz: http://en.wikipedia.org/wiki/Software_testing

J.D. Ph.D Cem Kaner'in web sitesindeki "Publications" kısmı da oldukça güzel kaynaklar içermektedir; Sık Kullanılanlara eklemenizi tavsiye ederim.

3) Yabancı dil bilmek zorunda mıyım?
Kısa cevap: Evet !
Hatta yoğun olarak kullanılan dil ingilizce. Bu benim tercihim değil, dünya genelinde bir tercih. Teknolojiyi üretenler ingilizce kullandığı için sizin de en azından mesleki yayınları takip edebilecek ve gerekmesi durumunda uzmanlığınızı "sunabilecek" derecede ingilizce bilmeniz gerekiyor.
[ Ben diğer yabancı dilleri bilmediğim için diğer yabancı dillerde yazılmış kaynak var mı diye de araştırmadım ]

4) Yeni mezunum, ama test uzmanı / mühendisi olmak istiyorum, firmalara kendimi nasıl kabul ettirebilirim?
Firmalar yeni mezun (deneyimsiz) kişilerden ilgili konuda detaylı bilgi sahibi olmalarını beklemezler; zaten yeni mezunsunuzdur.

Fakat sizi, diğer adaylardan öne çıkartacak birkaç ipucu önerebilirim.
- Hazırlık yapın ! Görüştüğünüz şirketi, çalıştığı sektörü araştırın, bilgi edinin.

- Görüşeceğiniz pozisyonun gerektirdiği özellikleri araştırın, deneyiminiz olmasa bile, pozisyon hakkında araştırma yaptığınızı, genel olarak bilgi sahibi olduğunuzu gösterin.

- Deneyimsiz bir başvuran olarak görüşmecileri etkilemenin en güzel yolu "portfolyo" sunmaktır. Sadece grafik tasarımcıların, mimarların portfolyoları olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.

- Bir test mühendisi adayı olarak şöyle bir portfolyo oluşturabilirsiniz: Yazılım geliştirme standartları / metodolojilerini inceleyin. Bu standartlardan bir tanesi için (ISO veya Mil-STD işinizi görecektir) test planlaması ve test tanımları dokümanlarını edinin. Kendi seçtiğiniz bir web sitesi (veya yapabiliyorsanız kendi geliştirdiğiniz bir bilgisayar uygulaması) için bir Test Planı hazırlayın. Bu test planından beslenen bir tane Test Tanımları dokümanı hazırlayın. Testler sırasında otomatik test araçları kullanmaya özen gösterin (en az bir tanesini kullanmayı öğrenin). Seçtiğiniz site / uygulamayı bu dokümanları ve test araçlarını kullanarak test edin. Bir Test Raporu hazırlayın.

Bu konuyla ilgili daha detaylı bir blog mesajım şurada: http://serdartorun.blogspot.com/2011/08/is-basvurularnda-basar-sansnz-artrmann.html

5) Yazılım geliştirme standartlarını bilmek zorunda mıyım? Sadece test yapacağım, kodlama yapmayacağım ki?
Evet, bilmek zorundasınız. Yazılım geliştirme yaşam döngüsünün hangi aşamasında neler üretiliyor, bu üretilen çıktıların test sürecine bir girdisi var mı, bu girdiler test faaliyetlerinin hangi aşamasında neden gereklidir, bu yaşam döngüsü içinde farklı disiplinlerin (sistem mühendisliği, kalite, yazılım geliştirme, test, ...) biriyle ilişkisi nedir ...

Bunları (zamanla) öğrenmek zorundasınız.


{ Yeni sorular geldikçe bu mesaj da güncellenecektir}

Friday, February 11, 2011

Kamu Bilgilerinin Kullanımı Hakkında

Özel ilgi alanıma giren bir konu sebebiyle "kamunun ürettiği bilgilerin kullanımı" başlığında, bu bilgilerin temini, lisanslanması, fikrî mülkiyet hakları gibi konuları araştırdım.

Kamu kurumlarının internet sitelerinde bulunan bilgilerin kullanımı benim asıl olarak ilgilendiğim soruydu. Doğrudan bu soruya cevap veren bir bilgiye henüz ulaşamadım ama anlaşılan o ki ister internet sitesine konmuş olsun ister basılı ve/veya yazılı bir ortamda olsun, kamu tarafından üretilmiş bilginin de kullanımı için ilgili kurumdan izin alınması, eğer gerekiyorsa da, bu verinin satış bedelinin kuruma ödenmesi gerekiyor.

Konu ile ilgili bir rapor Devlet Planlama Teşkilatı Bilgi Toplumu Dairesi Başkanlığı tarafından "Kamu Sektörü Bilgisinin Paylaşımı ve Yeniden Kullanımı" (Özlem AŞIK, Dilek YÜKSEL CİVELEK, Şubat 2011) hazırlanmış; tam da ihtiyaç duyduğum anda bu rapora ulaşabilmem büyük şans. Hazırlayanlara da sonsuz teşekkürler.

Bu konu çok taze ve sıcak bir konu. İlerki günlerde kamunun ürettiği bilginin paylaşımı ile ilgili çok daha güncel ve net kanun ve yönetmeliklerin çıkmasını ümid ediyorum.

O zamana kadar gerek kamu gerekse özel sektörün ürettiği bilgiyi izin almadan ve/veya ücretini ödemeden kullanmaya girişmeyin.

Saturday, January 22, 2011

Vocational Planning Policy in Science and Technology

TÜBİTAK Science, Technology and Innovation Policies Directorate’s 2011-2016 Science and Technology Human Resources Strategy and Action Plan (STHRSA) covers the strategies that would be followed in order to foster the competencies and number of Human Resources in Science and Technology (HRST). Despite fostering of HRST includes many factors, for instance, future expectations of people, gross expenditure in research and development, etc., this essay focuses only on the vocational planning aspects of the HRST fostering process.

Key words: Vocational Planning, Science and Technology

1. Introduction
The importance of human capital and the division of labour are studied in depth by many scholars. In his “Intellectual Origins of Modern Economic Growth” Joel Mokyr describes the intellectual roots of Industrial Revolution (IR), and the impact of “Enlightenment” to the eighteenth century technology . Throughout the IR, and before it, the knowledge accumulation in Europe, with the aid of social and economic changes, led to the innovation of new technologies. In response, technology started to increase the amount of both prescriptive and propositional knowledge with apprenticeship, experimentation, emergence of colleges and universities and many other factors. The access to (natural) resources, institutions of a country and the citizens’ perception of value are also known to have impact on the economic growth of one country .

As a result of the division of labour “specialization” became more important in the second industrial innovation, with the introduction of mass production method and later the lean production method in automotive industry . The studies on the origins and effects of technology and innovation in economic growth show a high correlation among the economic growth and the expenditure in R&D, scientific publications and patents. From these findings, for a sustainable economic growth, the investment in the human capital is the key factor.

In order to accumulate knowledge and improve human capital in Turkey, the strategies of Science and Technology Human Resources Strategy and Action Plan must be applied by public institutions in coordination with private sector.

2. Science and Technology Human Resources Strategy and Action Plan

With the decision numbered 2007/201 taken at the sixteenth meeting of Supreme Council of Science and Technology (SCST) held on 20 November 2007, the Science and Technology Human Resources Strategy and Action Plan is decided to be prepared under the responsibility of Ministry of Finance (MB), Institution of Higher Education (YÖK), Ministry of National Education (MEB), State Planning Department (DPT), Ministry of Labour and Social Security (ÇSGB), and TÜBİTAK. The 2007/201 numbered decision is as follows: “Under the coordination of TÜBİTAK, in order to increase the number of Research and Development (R&D) personnel and to foster the R&D personnel’s distribution among the occupations and sectors, it is decided to start to the preparation of Science and Technology Human Resources Strategy and Action Plan”.
Due to this decision, the STHRSA is prepared on December 2010. The STHRSA includes five main aims and nineteen strategies in total. The first aim and its strategies are summarized and discussed below.

“Aim 1: Increasing the Number of and Fostering the Distribution of Science and Technology Human Resources”. The figure below shows that between the years 2001 and 2008, the tendency of students in Turkey to science and engineering departments shows a decline.


Why there is a decline in the trend? What are the social and economic reasons behind this decline? What is the perception of “value” of students in Turkey? Many questions emerge related to this decline. Hence, the following strategies of “Aim 1” may be used to both describe this decline and ways to improve it.

In order to increase this declining ratio, the following six fundamental strategies are defined:
“Strategy 1.1: Guidance of Teens to R&D Areas”,
“Strategy 1.2: Improvement of Career Opportunities and Incomes”,
“Strategy 1.3: Designing Programs to Educate HRST According to the Needs of Private Sector”,
“Strategy 1.4: Increasing the Employment of Technical and Equivalent Personnel”,
“Strategy 1.5: Educating the HRST According to Turkey’s Priority Areas”,
and finally
“Strategy 1.6: Dissemination of Science and Technology Culture in Society”.

Guidance of teens to R&D areas, the first strategy, is affected by many factors, i.e. the “value” assigned to science and technology related occupations as a prestigious career, economic expectations, economic background of families, and a successful vocational guidance service.

The application of second strategy is directly related with the performance of public institutions and private sector. Government incentives which support the private sectors with reduction in taxes, with R&D funds, and venture capital support of entrepreneurs are some of the vital inputs, but since the improvement of incomes directly related with the added value of the output of public and private sector, the utilization, marketing and sales support of the generated output have major importance.

Medium and long term labour projections of the private sector are important for the application of third strategy. This projection study must be performed in coordination with ÇSGB and The Union of Chambers and Commodity Exchanges of Turkey (TOBB).

For the fourth strategy MEB, ÇSGB and TOBB has been developing projects to attract the teens to vocation high schools and ways to improve the quality of education at these schools, with projects as “Specialized Occupation Acquisition Project (UMEM)” and “Vocational High School Project (MLMM)” .

Fifth strategy is a pre-condition strategy for the application of other strategies, since without defining and focusing on the priority areas of Turkey, the effort spent on other strategies will have weak impacts. The OECD Science, Technology and Industry (STI) Outlook 2010 report highlights these priority areas. Out of 12 main national priorities, Turkey defined 8 strategic STI policy priority areas, while keeping the “Children, Education and Creativity” area out.

“Economic expectations” of people is one of many other factors that affect the selection of an occupation. Besides this fact, it is also known that people are inclined to select an occupation with lesser income due to its prestige in their own society. Hence, in order to apply the sixth strategy, the perception of citizens, especially the teens, of Turkey towards the occupations in Science and Technology needs to be shaped with the usage of role models and media, especially the social media which is much more popular among the teens rather than the TV and published media.

The successful applications of the mentioned six strategies are interdependent, and hence needs to be developed in an incremental fashion and these applications need to be controlled in short period of times in order to evaluate their success and identify any emerging risks.

The first, third and fourth strategies have a common factor, the vocational guidance, which is a hidden but crucial tool to be used to create an attraction for teens to Science and Technology related high school and university departments. This commonality shows the importance of the vocational guidance.

3. Vocational Guidance

Selecting an occupation is one of the most important decisions in life, which directly affects the income, job performance and happiness. People are tended to select different occupations due to their own personalities, expectations, values and interests. Furthermore, a person does not necessarily continue in the same occupation throughout his/her life, “career concerns occur throughout one’s life” (Sharf, 2006).

Factors that shape a person’s vocational choices are studied in the twentieth century in detail. Different theories are proposed by psychologists to explain the reasons behind this selection process, which can be grouped under three categories: “Trait and Type Theories”, “Life-Span Theory”, “Special Focus Theories” .
Despite different theories focuses on different aspects of human psychology, all the mentioned theories underline the importance of “self-understanding”, “obtaining knowledge about the world of work”, and the integration of these two explorative processes.

The aim of the “self-understanding” period is to reveal the traits of a person, which are aptitudes, achievements, interests, values and personality. These traits are believed to affect a person’s decision of an occupation. Hence different types of inventories, tests and questionnaires are developed to help counsellors to gain a client’s self-understanding. “A Counsellor’s Guide to Career Assessment Instruments” presents reviews of most of these instruments (Kapes & Whitfield, 2001). One important point is to use most recent instruments which are adjusted to Turkish culture .

During the process of “obtaining knowledge about the world of work”, the information about the occupations and the labour market is important.
There are different sources to obtain occupational information. These sources include booklets, encyclopaedias, books on occupations, information available in videos, and the Web.

A more comprehensive approach is the organization of occupational information via classification systems. The International Standard Classification of Occupations (ISCO) of International Labour Organization is one of the main international classifications used today, namely ISCO-08 . ISCO-08 includes 672 occupational groups. In Turkey, Turkish Labour Institution (İşKur) is responsible from the classification of occupations. Information about more than 4700 occupations are interviewed and registered to the İşKur occupation database .

After assessing a client’s traits and providing the client the information about the occupations, the main responsibility of a counsellor is to guide the client to the occupations that the client will benefit most .

These three main processes should be repeated throughout a client’s career. Despite the traits of a client is discussed to not to change, since the emergence of new occupations or the change in the occupations due to technological and social changes, the clients should keep their occupational information up-to-date.

4. Vocational Planning Policy in Science and Technology

In order to achieve the strategies of first aim of STHRSA document, a policy that integrates the practices of public institutions and the “world of work” is necessary.

A comprehensive study which reveals the needs of private sectors shall be performed, to achieve the strategy 1.3. By using the information technologies, a questionnaire shall be prepared by government institutions and shall be filled by private sector firms operating in Science & Technology areas, to obtain an understanding of the needs of private sector .

After the occupational needs of private sector are revealed, a second study which identifies the traits and factors needed for these occupations shall be performed. Institution for Occupational Proficiency (MYK) focuses on the occupations other than medicine, engineering and architecture . So another department of ÇSGB or institution should focus to define the standards needed by the Science and Technology related occupations. The work conditions, traits needed, trainings needed, benefits provided, and career path shall be covered by these standards.

As the third step, the type of education needed by these defined occupations shall be defined. The level of education – high school or university –, duration, apprenticeship or internship requirements, the minimum courses to be covered by these trainings should also be clarified.

On the one hand, the inventories, tests and questionnaires shall be applied to teens in order to reveal their profiles; what are their interests, values, skills. This study should be directed by MEB in coordination with Psychological Consulting and Guidance association.

On the other hand, by using the Information Technologies, the defined occupations, their “world of work” information shall be in the reach of teens, preferably over the Web. Teens shall be informed about the importance of getting information about the occupations. Using the social media for this purpose is crucial due to the fact that teens prefer social media web sites other the TV, radio or published media.

As the last step, the integration of the Science & Technologies related occupations and teens should be done, by again, using the specific Information Technology applications.

When the skills needed by the private sector in the Science & Technology are successfully matched with the teens who informed with the “world of work” information, the mentioned strategies of first aim of STHRSA should be achieved in a sustainable manner.

Friday, January 14, 2011

2011-2016 BT-İK Eylem Planı

Tübitak 2011-2016 BT-İK Eylem Planının 1. Amaç'ına ait 6.Strateji şu:
"Toplumda Bilim Teknoloji kültürünün yaygınlaştırılması".
Bu strateji doğrultusunda da
"1.6.1: Bilim Teknoloji ve Yenilik konularının medyada popüler bir şekilde yayınlanmasına yönelik teşviklerin geliştirilmesi (yazılı ve görsel materyalin hazırlanması, sergilerin düzenlenmesi vb.)"
"1.6.2: Bilim muhabirliği eğitimlerinin yaygınlaştırılarak, donanımlı bilim, teknoloji muhabirlerinin yetişmesinin sağlanması"
"1.6.3: Özel sektörde Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinin yönetilmesine ilişkin farkındalığın artırılmasına yönelik olarak TRT tarafından bilim-eğitim kanalının oluşturulması"
alt stratejileri belirlenmiş durumda.

Daha önceden bir çalışma yapıp sonucunu bir kısmını blog olarak da yayınlamıştım.

Yukarıda verilen alt stratejilerin belirlenmiş olması sevindirici; uygulanabilirse hem toplumun bilgi birikimi artacaktır hem de özel sektöre yeni iş olanakları doğacaktır.

1.6.2 nolu strateji uygulanırken, özellikle ingiliz belgesellerini örnek almak faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Örneğin, Industrial Revelations belgesellerini izlemek oldukça aydınlatıcı olacaktır.

1.6.3 nolu strateji ise RTÜK ve TRT'nin öncülüğünde geliştirilebilecek bir strateji. Fakat özel sektörün de bu alana yatırım yapması ve özellikle sosyal medyanın etkili kullanımı, gençler arasında TV ve gazetelerden çok daha popüler olan bu medya türü ile, stratejiye ulaşmada fark yaratacaktır diye düşünüyorum.