Tuesday, November 20, 2018

Gençlere Tavsiye: Evet Yeniden

Meslek hayatı boyunca, kendi mesleği ile ilgili bir tane bile kitap okumadan emekli olanların ülkesi burası... 
Mesleğinin ikinci senesinden itibaren yeni bir yetkinlik edinmeden terfi bekleyen, zam bekleyenlerin ülkesi burası...

Sorun ülkede değil, iş ahlâkımızda; uzmanlığa, çalışmaya, alın terine, ... değer vermeyişimizde.
%1 ilkesini daha önce yazmıştım.
Bir tane de kitap önereyim; "The Little Book of Talent".



Her gün, özellikle zorlu bir aşamayı geçtikten hemen sonraki gün daha da fazla pratik yapmanın uzun dönemde ne kadar faydalı olduğunu güzel anlatan bir kitap. Kısa da bir kitap, okunmasında çok fayda var.

Hep şikayet etmek de doğru değil, çözüm de sunmamız gerekiyor.
Özellikle gençler için.

Şöyle bir hesap yapalım, bizi nereye götüreceğini görelim.
Mesleğinizle ilgili olarak haftada 1 kitap ("teknik kitaplar zor, haftada bir tane bitmiyor" diyorsanız, ayda 1 kitap) okuduğunuzda 5 senede 1*52*5=260 kitap ( veya 1*12*5=60 kitap) okumuş olursunuz. Mesleğinizle ilgili bu kadar kitap okuduğunuzda bu sizi nereye getirir?
Ülkedeki, o alandaki, %1 arasına sokar sizi.



Tabî bunun için azim, istek, kararlılık gerek. İzlenecek yüzlerce Netflix dizisi varken, gezip tozmak varken, bunları yapmak zor geliyor.

"Kitap sevmiyorum, başka ne var" diyenlere: youtube videoları var. Aklınıza gelen her konuda eğitim var.  Udemy var, Coursera var, Khan Academy var... Tarihin hiçbir döneminde enformasyona erişim bu kadar kolay olmadı...
İzle, öğren, uygula.
Bu kadar.

Özgeçmişler geliyor bazen karşımıza, inceliyoruz. Boş içleri. 3 paragraf hikaye var ama içleri boş. 
Şunu yap, seni almayacak şirket yok:
- Okuduğun teknik kitaplar için 3er paragraf blog yazısı yaz, 
- İzlediğin eğitim videolarından öğrendiklerini uyguladığını ispatlayan bir site yap, bir yazılım yaz, bir video çek, olmadı bir blog yaz,
- İhtiyacın olmasa da staj yap,
- Para için değil de deneyim için, daha öğrenciyken veya yeni mezunken bir şirkete gir, verilen her işi yap,
- İş ağını geliştir, amirlerinden linkedin'de bir tavsiye yazısı yazmalarını rica et,
- (yazılım mühendisleri için) bir Open Source projede katılımcı ol, kod yaz, test yap,
ve tüm bunları özgeçmişine yaz.
Bir de böyle başvur işe. Kabul etmemelerine imkan yok.
O kadar çok hiçbir şey bilmeyen mezun var ki, tercih edilmemen neredeyse imkansız.

İkinci sorun, işe girdikten sonraki "beleşçilik".
Bilemediği, çözemediği bir sorun olduğunda etrafındaki deneyimli personele Google muamelesi yapanlarla dolu iş yerleri. Terslendiği zaman ağlayan mı istersin, "biraz araştır" dendiğinde prens/prenses kişiliğine hakaret olarak algılayan mı istersin,...

"Kendim araştırayım, zorlansam da kendim çözmeye çalışayım, bi gayret göstereyim" diyenlerin sayısı, özellikle 1990 sonrası doğumlularda, o kadar az ki, sorunu çözemeseniz bile sırf gayret gösterdiğiniz için liderlerinizin yardımını ve takdirini kazanırsınız.
Takdir edilmek de değil buradaki amaç; kimseyi sömürmeden, sorunları kendi başınıza çözme yeteneği kazanmanız.



Son olarak da: sırf işe biraz erken gelip, biraz geç çıkmak, pijama gibi veya sokakta 5 liraya kartpostal satmaya çalışanlar gibi değil de işe uygun giyinerek hem çalışma arkadaşlarınıza hem yöneticilerinize hem hizmet verdiğiniz müşterilere hem de şirketinize olan saygınızı gösterecektir.



Umarım okuyan 100 kişiden biri bunları uygular.


No comments: