Tuesday, May 10, 2011

Üçlü İnceleme: Science and the Modern World - The Public Perception of Science and Technology in a Periphery Society - Technology, Information and Social Change

Science and the Modern World (Steven Shapin)
The Public Perception of Science and Technology in a Periphery Society: A Critical Analysis from a Quantitative Perspective (Leonardo Silvio Vaccarezza)
Reshaping Communication: Technology, Information and Social Change (Paschal Preston)

19. ve 20. yüzyıllarda bilimin insanların gündelik hayatlarını daha yoğun bir şekilde değiştirmeye başlamasından sonra, toplumlarda bilime karşı bir farkındalık oluşmaya başlamıştır. Fakat Shapin’in makalesinde belirtildiği üzere, insanlar her ne kadar bilimin gelecekte bir kurtarıcı olacağına inansalar da bilimsel bakış açısını (deneye dayalı, gözlemlenebilir, ölçülebilir sonuçlar ortaya koyan çalışmaları) kendi hayatlarında içselleştiremedikleri ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar kansere çözüm bulma gibi gelişmeler bilimden beklenmekte olsa da “doğaüstü güçlere” inanç halen insanların kararlarında rol oynamaktadır.

Vaccarezza’nın çalışması konuya biraz daha farklı yaklaşarak insanların bilime bakış açılarını değerlendirmektedir; bilime karşı olumlu mu olumsuz mu baktıkları da bu şekilde belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın ilginç sonuçlarından biri eğitim seviyesi yükseldikçe, insanların bilime karşı olan inançları azalıyor ve daha temkinli yaklaşıyorlar.

Preston ise ICT’nin aslında sadece “teknolojiden” ibaret olmadığını, konunun sosyo-ekonomik ve kültürel boyutlarının da önemli olduğu üzerine durmaktadır. Fakat ICT olarak algılanan veya algılanması istenen gelişmelerin yoğunlukla teknoloji / teknolojik ürün odaklı olduğu üzerinde durulmakta ve buna karşı çıkılmaktadır.

Bu makalelerden elde edilebilecek ortak sonuç olarak; bilim ve teknolojide yaşanan gelişmelerin, doğal olarak, insan hayatında önemli değişikliklere sebep oldukları fakat insanların aslında teknolojiyi “ürün” olarak nesnelleştirebilmelerine rağmen bilimi hayatlarına yeterince dahil edemedikleri söylenebilir.

ICT’nin bir politika olarak ortaya çıkması, medyanın yoğun olarak bu konuyu işlemesinin ardında yatan nedenin ekonomik büyümeyi sağlamak amacıyla tüketimi artırmak olduğu söylenebilir; hazırda var olan bir teknolojinin geliştirilip pazarlanabilir hale getirilmesi ve kitlelerin erişimine açılması, ürünlerin “kişileştirilmesi” ve aynı zamanda medyanın da kişileştirilebilmesi olarak özetlenebilecek bu gelişmelerin ardında yatan esas nedenin firmaların daha fazla kâr etme güdüsünden kaynaklandığı söylenebilir.

No comments: